Günümüzdeki bazı yeni sinema filmlerinde rahatsızlık duyulan olay, verilmek istenilen mesajın direkt olarak neredeyse bir slogan gibi doğrudan seyircinin önüne konması. Modern sinema eleştirisi bağlamında yeni çıkan pek çok filmde karakterlerin yaşadıklarıyla, yaptıklarıyla hissettirmesi gereken şeyler, repliklerin içine açık açık yerleştiriliyor. Güçlü bir karakter görmek istiyorsam bunu onun seçimlerinden, risklerinden, çelişkilerinden anlamak isterim. Birinin dönüp “ben güçlüyüm” demesinden değil. Seyircinin düşünmesine alan açmayan bu tavır beni rahatsız ediyor. Çünkü fikri seyirciye söyleyerek değil, ona yaşatarak kabul ettiren filmler hala çok daha güçlü, çok daha kalıcı.
Eski Filmlerde Mesaj Vermek
Eski filmler de mesaj verirdi ama bunu hikayenin içine gömerek yapardı. Güçlü sinema mesajları karakterin kendisiyle ve yaptıklarıyla verilirdi. İzleyiciye ne düşünmesi gerektiği söylenmezdi. Bu yaklaşım, sinemada alt metin kullanımı sayesinde seyirciyi anlatının aktif bir parçası haline getirirdi.
Mesela Alien (1979). Ripley hiçbir sahnede dönüp “ben güçlü bir kadınım” demedi ama hayatta kalarak, doğru kararları vererek ve erkek karakterler dağıldığında ayakta kalarak fark etmemizi sağlar.
Aynı şekilde Kuzuların Sessizliği’nde (The Silence of the Lambs)Clarice Starling. Erkek egemen bir dünyada küçümsenir, test edilir, yalnız bırakılır biz bunu kameradan, bakışlardan, ve Clarice’in sakin ısrarından anlarız.
Hikaye zaten mesajı vermişken bir de üstüne “anlaşıldı mı?” diye sormak
Bugün ise durum değişti. Büyük bütçeler, sosyal medya tepkileri ve yanlış anlaşılma korkusu filmleri daha temkinli ve açıklayıcı hale getirdi. Modern Hollywood anlatımı, mesajın kaçırılmasından korkarak giderek daha fazla öğretmen rolüne bürünüyor.
Yeni filmlerden örneklerle gidecek olursak Captain Marvel. Güçlü kadın fikri diyaloglarda altı çizilerek verilir. Carol’un kim olduğunu anlamak için davranışlarını çözmeye gerek kalmaz, film senin yerine söyler. Modern sinema eleştirisi de burada başlar.
Barbie (2023) bu açıdan çok bilindik ve net bir örnek. Söylediği şeyler önemli ve tartışmaya değer ama filmde kadınlık, patriyarka, kimlik meselesi zaten hikayenin doğal zeminiyken, finalde gelen uzun monologlarla bunun açıklanması büyüyü kaçıran bir olay. Kadın temsili sinema tarihinde güçlü örnekler varken, mesajın bu denli açık edilmesi seyircinin keşif alanını daraltır.
