Sinemada Devrim: Fransız Yeni Dalgası Nedir?

Kesilen sahneler.. deneysel çekimler..eksik diyaloglar.. kasıtlı kamera titremeleri.. doğaçlama oyunculuk.. Fransız yeni dalga denilince akla ilk gelen tanımlamalar bunlardır.Fransız Yeni Dalgası, (La Nouvelle Vague), sinema ile ilgili  bir şeylerin artık değişmesi gerektiğini savunan genç yönetmenler ve eleştirmenler tarafından başlatıldı.1950’lerin sonu ile 1960’ların ortalarında Fransa’da ortaya çıkan bu akım, klasik sinema anlayışına karşı çıkar. Düşük bütçeli ama yenilikçi anlatım teknikleriyle çekilen filmler dönemin sinemasının tekdüze ve gerçeklikten kopuk olduğunu eleştirir niteliktedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa’da hem ekonomik hem de toplumsal anlamda büyük değişimler yaşanıyordu.  Savaşın ardından halkın ruh hali değişmişti; umut, bunalım, özgürlük arayışı… O dönemin sineması ile hala aynıydı ve dönemin tam tersi donuk, kuralcı ve yapaydı.

Bu dönemde sinemacılar, klasik Hollywood yapımlarının ve geleneksel Fransız filmlerinin tekrar eden, kalıplaşmış anlatı dilinden sıkılmıştı. Stüdyoların egemenliğinde, pahalı setlerde çekilen filmler artık izleyiciye aynı şeyi sunuyordu: tekdüzelik, yapaylık ve mekanikleşmiş bir sinema dili.

Film eleştirmenleri bu duruma tepki göstererek sinemanın yenilenmesi gerektiğini savundular. Sinemayı yeniden keşfetmeleri gerekiyordu. Ancak uzun süre hiçbir şey değişmedi; sektör, geleneksel anlatı kalıplarına sıkışmıştı. Sonunda bu eleştirmenler yani Cahiers du Cinéma dergisi çevresinden çıkan isimler “madem kimse yapmıyor, biz yaparız” diyerek kendi filmlerini çekmeye başladılar. Böylece sinemada köklü bir değişim süreci başladı. 1958-1967 yılları arasında en güçlü dönemini yaşamıştır. 1959 yılında vizyona giren Serseri Aşıklar (À bout de souffle) filmiyle birlikte akım geniş kitlelerce tanınmıştır.

Fransız Yeni Dalga’nın asıl amacı, tüm dünyaya şunu göstermekteydi: Sinemayı yeniden tanımlamak için pahalı setlere, büyük stüdyolara ya da dev bütçelere gerek yoktur. Bir fikir, bir kamera ve samimi bir anlatım yeterlidir. Bu akım, sadece Fransız sinemasını değil, dünya sinemasını da derinden etkiledi.

Fransız Yeni Dalga Akımının Özellikleri Nelerdir?

Klasik sinema kurallarını yıkıp sinemayı yeniden tanımlamaları en ayırt edici özellikleridir diyebiliriz.

Doğal ışık kullanımı: Yapay stüdyo ışıkları yerine, doğal gün ışığı tercih edilirdi. Bu hem daha gerçekçi bir atmosfer yaratır hem de bütçeyi düşürürdü

Doğaçlama diyaloglar:Oyuncular senaryoya birebir bağlı kalmaz, sahnede doğaçlama konuşurlardı. Bu da diyaloglara spontane ve samimi bir hava katardı.

Gerçek mekanlarda çekim:Filmler stüdyoda değil, sokaklarda, kafelerde, apartman dairelerinde çekilirdi. Böylece hikâyeler yaşamın tam içinden görünürdü

Düşük bütçeli prodüksiyon: Yönetmenler büyük yapımcıların desteğine ihtiyaç duymadan, küçük bütçelerle özgür filmler çektiler. Bu da sinemada bağımsız üretimin yolunu açtı.

Belgesel tarzı anlatım: Gerçek hayattan alınmış sahneler, tesadüfi anlar ve sade çekimler kullanılarak filmler belgesel estetiğine yaklaştırıldı.

Zaman sıçramaları ve kesintili kurgu (jump cut): Olay örgüsü doğrusal ilerlemezdi. Sahne geçişleri ani kesmelerle yapılır, zaman atlamalarıyla ritim bozulur ama anlam derinleşirdi.

Yönetmenin kişisel bakış açısının ön planda olması: Her film yönetmenin kimliğini, düşüncelerini ve duygularını taşırdı. Film bir stüdyo ürünü değil, bir sanatçının kişisel ifadesi haline geldi.

Yeni Dalga yönetmenleri hem teknik hem de anlatım açısından tamamen farklı bir yol izlediler. Stüdyo yerine gerçek mekanlarda çekim yapıyor, sallanan el kameraları kullanıyor, düşük bütçelerle ama yüksek yaratıcılıkla film üretiyorlardı. Bu filmlerde doğaçlama diyaloglar, doğrusal olmayan zaman kurgusu, sıçramalı kesmeler (jump cuts) ve öykü bütünlüğünün bilinçli olarak bozulması ön plandaydı. Devamlılık kaygısı gütmeden, yaşamın kendisi gibi parçalı ve spontane bir anlatım benimsediler.

Hangi Sinema Akımına Karşı Doğmuştur?

Dönemin “eski sinema” (Cinéma de qualité) anlayışına karşı doğmuştur. Bu eski anlayış, pahalı prodüksiyonlara, edebiyat uyarlamalarına ve stüdyo çekimlerine dayanıyordu. Yeni Dalga yönetmenleri ise “sinema kişisel olmalı” diyerek buna başkaldırdı. Daha bireysel ve deneysel yol izlediler.

Akımın Öncüleri Kimlerdir?

Bu dönemin en dikkat çeken yönetmenlerinden biri olan Jean-Luc Godard, yenilikçi kurgusuyla öne çıktı. Onun sinemasında özellikle “jump cut” (ani kesme) tekniği en bilinen özelliklerden biridir. Aynı sahnenin aralarda kesilmesi ya da bir objenin farklı açılardan çekilmesiyle izleyicide bilinçli bir kopukluk yaratılır. Bu, hem izleyiciyi düşünmeye zorlayan hem de sinemayı estetik bir deney alanına dönüştüren bir yöntemdi.

Jean-Luc Godard

François Truffaut
Éric Rohmer
Claude Chabrol
Jacques Rivette
Agnès Varda

Bu yönetmenlerin birçoğu, Cahiers du Cinéma dergisinde sinema eleştirileri yazarak akımın teorik temelini oluşturmuştur.

Fransız Yeni Dalga Akımına Ait Film Örnekleri

À bout de souffle (Serseri Aşıklar) – Jean-Luc Godard (1960)
Les Quatre Cents Coups (400 Darbe) – François Truffaut (1959)
Cléo de 5 à 7 (Cléo 5’ten 7’ye) – Agnès Varda (1962)
Jules et Jim – François Truffaut (1962)
Le Mépris (Nefret) – Jean-Luc Godard (1963)

Kaynakça

James Monaco Yeni Dalga

James Monaco Bir Film Nasıl Okunur?