Sembolizm Nedir?
Sembolizm ya da simgecilik, görünenin ötesine geçerek görünmeyenle ilgilenen bir akımdır. Mesajların doğrudan değil, dolaylı yollarla aktarılmasını sağlar. Bize, olayların yalnızca görünen kısmıyla sınırlı olmadığını hatırlatır. Bir nesne, renk, olay ya da karakter; görünenden çok daha derin bir anlam taşıyarak soyut bir duygu veya düşüncenin temsilcisi haline gelir. Sanatın her dalında olduğu gibi sinemada da oldukça sembolizm akımı kullanılır. Bugün de sembolizmin sinemadaki kullanım amaçlarını inceleyeceğiz.
Sinemada Sembolik Öğelerin Önemi
Semboller, izleyiciyle daha güçlü bir bağ kurulmasını sağlar. Örneğin, bir yağmur sahnesi sadece hava durumunu yansıtmaz, filmin akışına göre farklı anlamlar kazanır. Yağmur, arınmayı mı simgeliyor yoksa karakterin içsel fırtınasını mı ifade ediyor?
İçsel çatışmaları anlatmak için uzun diyaloglara gerek kalmadan anlatılmak istenilen duygu, semboller aracılığıyla dolaylı yoldan aktarır. Bu tür semboller, izleyicinin bilinçaltında yer eder ve film çok daha uzun süre hatırlanır.


Black Swan örneğinde siyah ve beyaz kuğular, Nina’nın masumiyet ile karanlık yan arasındaki mücadelesini yansıtır. Seyirci, karakterin ruh halini görsel semboller aracılığıyla deneyimlediği için film, daha yoğun bir psikolojik etki bırakır ve izleyici, filmle aktif bir ilişki kurarak kendi yorumunu da filme dahil eder.
Yönetmenler, senaristler ve görüntü yönetmenleri filmlerde sıkça sembolizme başvururlar. Renkler, nesneler, doğa olayları ve ışık kullanımı, sembolik anlatımın araçlarıdır. Bir karakterin bakışı veya bir nesnenin kadraja yerleştirilmesi, sözcüklere gerek kalmadan izleyiciye çok şey anlatır. Sözcüklerden çok sembolik anlatım, her zaman daha akılda kalıcı olmuştur. Schindler’s List’te kırmızı paltolu küçük kız, masumiyetin kaybını kelimelere ihtiyaç duymadan anlatır. Benzer şekilde, The Godfather filmindeki karanlık atmosfer, tesadüf değildir; her detay sembolik bir anlam taşır.
Kültürlere göre semboller değişiklik gösterebilse de, evrensel anlamlar taşıyan semboller vardır. Örneğin kuş, özgürlüğü; su ise temizliği simgeler. Tarkovski, filmlerinde su imgesini sıklıkla kullanır; su hem Rus kültüründe hem de evrensel olarak ruhsal temizlenmeyi temsil eder.
Sembolik ifadeler yalnızca bireysel duyguları değil, toplumsal sorunları da ortaya çıkarır. Parasite filminde merdivenler, karakterlerin aşağı inip çıkması aracılığıyla toplumdaki hiyerarşik düzeni kelimelere ihtiyaç duymadan gösterir. Bu açıdan sembolizm, yalnızca estetik bir akım olmanın ötesinde toplumsal mesajlar da verir.Filmler, sembolik öğeler bilinçli bir şekilde kullanıldığında, unutulacak bir yapım olmaktan çıkar. Üzerine düşünülen, analiz yapılan ve yıllarca akıllarda kalan kültleşmiş başyapıtlar haline gelir. Kubrick’in The Shining veya Lynch’in Mulholland Drive’ı, izleyiciye her seferinde yeni anlamlar sunan ve düşünmeye sevk eden yapımlar olarak uzun yıllar boyunca önemini korur.
En Çok Kullanılan Sembolik Öğeler
Filmlerde renkler, doğa, ışık ve gölgelendirmeler, kamera açıları, hayvanlar ve nesneler, farklı durumları veya duyguları ifade etmek için sıklıkla kullanılsa da biz yazımızda nesne sembolizmi üzerine odaklanacağız.
Nesne Sembolizmi
Bir eseri yalnızca iyi olmaktan zamansız ve etkileyici bir yapıya dönüştürebilecek tekniklerden biri de sembolizmdir. Günlük nesneler, sinema gibi sanat dallarında kullanıldığında hikayeye farklı ve derin anlamlar kazanır.
Süt, sinemada en sık karşılaşılan sembollerden biridir. En bilinen örnek olan Leon: The Professional filminde Leon’un süt içmesi, içindeki çocuğu ve masumiyeti temsil eder. Buna karşın A Clockwork Orange’ta Alex ve çetesinin içtiği “milk-plus” sütü, şiddetle yan yana getirilerek saflığın kirlenmesini sembolize eder. Inglourious Basterds’ta Hans Landa’nın süt içmesi ise masumiyet izlenimi verse de, çocukça bir içeceğin tehdit ve ölümle birlikte sunulması, saflığın karanlıkla kirletilmesini gösterir.


Şarap, tutkuyu, ölümü ve dini göndermeleri ifade eder. The Godfather’daki yemek ve şarap sahneleri, aile bağlarını hatırlatırken aynı zamanda kan ve ölümü çağrıştırır.
Elma, günah, arzu ve bilgi ile ilişkilendirilir. Black Swan’da Nina’nın elmayı ısırması, yasak arzularına yaklaşmasını temsil eder.
Ekmek, paylaşmayı, yaşamı ve temel ihtiyacı simgeler. The Hunger Games’te Peeta’nın Katniss’e ekmek vermesi, yaşama umudu ve birlik olmanın sembolüdür.
Şekerler, çoğu zaman çocukluğu, masumiyeti veya hikayenin bağlamına göre bozulmuş masumiyeti temsil eder. Coraline’de şekerlemelerle kandırılan bir çocuk, karanlık bir paralel evrende kapana kısılır. Burada şeker, hem çocukluğu hem de kötü niyeti temsil eder.Çiçekler ve bitkiler, güzellik, tutku ve aşkın yanı sıra geçicilik, yapaylık veya sahtelik anlamı da taşıyabilir. American Beauty’de kırmızı güller tutkuyu ve yapaylığı simgelerken, Blue Velvet’teki çiçekler Amerikan banliyö hayatının sahteliğini yansıtır.
Günümüz Sinemasında Sembolizm
Sembolizm, sadece klasik kült filmlerde veya ünlü yönetmenlerin eserlerinde kullanılan bir akım değildir hatta günümüz sinemasında da güçlü bir anlatım aracı olarak sıkça yer alır. Bağımsız ve arthouse filmlerde, karakterlerin psikolojisi, toplumsal eleştiriler veya evrensel temalar, semboller aracılığıyla aktarılır. Modern yönetmenler, klasik sembolizmin yanı sıra görsel efektler ve renk oyunları ile sembolik dili daha da zenginleştirir.Günümüz sinemasında sembolizmin en çarpıcı örneklerinden biri, Bong Joon-ho’nun Parasite filmidir. Film, yalnızca sınıf farkını anlatmakla kalmaz. Mekan, nesne ve karakterlerin yerleşimi üzerinden çok katmanlı bir sembolizm kurar. Evin mimarisi, sınıfsal ayrımı temsil ederken, bodrum katı toplumun görünmeyen ve bastırılmış yüzünü yansıtır. Filmde sıkça kullanılan merdivenler ise yükseliş ve düşüş arasındaki kırılgan çizgiyi simgeler.
